Halâ Tasarım Aşamasında !
|
Yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı
İnsanlar farkında olmasalar bile aslında “çok bilmiş” yaratıklardır. (Tıpkı benim gibi…) Bir insanı bir şeye inandırmak istiyorsanız genelde izleyeceğiniz yol, ya o kişiye nasihat ederek ya da söz konusu mevzuyu iyi ve kötü örnekleriyle birlikte uzun uzun anlatarak olur. Gözünüz kesiyorsa zor kullanarak da birşeyleri anlatabilmeniz mümkün olabilir… Fakat bu yöntemlerin hiç birisi, sonucu “garanti etmez”. Mesela öğüt ve nasihatlar insanın bir kulağından girer öbür kulağından çıkar. Uzun uzadıya sohbetler ve tartışmalar sonucunda da herhangi bir noktada görüş ayrılıkları oluşması ise kaçınılmazdır. Zor kullanarak kim neyi anlatabilmiş derseniz, geçen gün geberen pinoşeye veya hitlere bir sorun isterseniz, onlar başarabilmişler mi… İnsan “dirençli” bir varlıktır. O nedenle birilerini bir şeye inandıracaksanız buna onların karar vermesini “sağlamak” en garantili yöntemdir. Eğer “ortamı hazırlar” ve gerekli koşulları “oluşturursanız” karşınızdaki dünyanın en dik kafalı kişiliği bile olsa sizin öğütlediğiniz yönde davranacak, “kararı kendisi verdiği için” davranışına da gönül rızasıyla devam edecektir. Ülkeler de insanlar gibidir. Mesela bir süre için Dünya üzerindeki enerji talebinin sebepli veya sebepsiz birden bire 5 - 10 kat arttığını düşünün. (Bush'dan önceki dönemde petrolün varil fiyatı 5 - 10 dolar düzeyindeyken aradan geçen zaman zarfında 40 doları aştıktan sonra takip etmeyi bıraktığımı bir yerlere not edin derim…) Böyle bir durumda akla gelen ilk şey enerji darboğazının yaşanacağı, ardından petrol fiyatlarında da kabullenilmesi mümkün olmayan fiyat artışlarının oluşacağıdır. Petrol için harcanan mali kaynağın diğer maliyetlere de yansıyacağı ve zincirleme bir krizle karşı karşıya kalacağımız ise en azından “ülkemiz için” bilinen bir gerçek. Doğal olarak bu tür bir ortamda “serbest piyasa kuralları”nın uygulanabilirliği ne kadar gerçekçi olur veya “liberal politikaların hükmü ne kadar geçer” derseniz sorunun yanıtını “hayal gücünüze” bırakıyorum. Aklı başında hiç bir ülke bu tür bir duruma karşı tedbir almadan varlığını sürdüremez. “Tedbirler ne olabilir” diye sorulacak olursa “ben ekonomist değilim” diyerek sıyrılmayı isterdim ama ne kadar doğru bir yaklaşım olur orası şüpheli. Aslında böyle bir durumda yapılacak en akıllıca davranış sadece tek bir çözüme bel bağlamamak olur. Mesela serbest piyasa koşullarının oluşturduğu bir ekonomik düzenden uzaklaşmak, olayı biraz daha kontrollü takip etmek, ithal mallara uygulanan kotaların yükseltilmesi, biraz daha korumacı bir anlayış ile olaya yaklaşmak atılacak ilk adımlar olarak değerlendirilebilir. Uzun vadede ise enerji kaynağı çeşitliliğinin artırılması yanında “enerji türü çeşitliliği”nin de artırılmasına yönelik çalışmalar olabilir. Gerçekliği ve geçerliliği ne kadar doğru onu bilemem ama “erke dönergeci” ve Vestel'in Bor madenine dayalı “yakıt pilleri” gibi projelerin desteklenmesi en mantıklı çözümlerden birisi gibime geliyor. İnsanları ikna etmenin en iyi yolunun “kararları onların verdiğine inandırmaktan” geçtiğinden bahsediyordum ve bu konuda bir örnek vermiştim. Yine o örneğe devam edelim. İşte tam bu noktada yukarıda verdiğim varsayımın gerçekleşmesi durumunda insanlar ve ülkeler şartların gereğini yerine getirdiğinde dünyanın siyasi görüntüsü sizce nasıl olurdu… Büyük olasılıkla küreselcilik akımı yaşayacak bir yer bulamazdı… Bu arada, rüyanızda hiç 20 yıl sonrasının “Çin Devletini” gördünüz mü? Size önerim “yerli malı yurdun malı herkes onu kullanmalı”. Yerli malı haftanız kutlu olsun. HatırlatmaBu sayfa test aşamasında olup deneysel veriler içermektedir. Cıvıltılar
Kategori BulutuAlgoritma Delphi Dialog Fonksiyon Kod Örneği Login Metin İşleme Mssql Parse Pascal Programlama Projeler Select Sql T-Sql Upeditbutton Uplogindialog Uplookupdialog Wıth Zaman Ölçme Öneri Şiir Etikettekiler
Bağlantılar
Sayfa Seç1 Toplam 1 sayfa var. Siz 1. sayfadasınız ve 1 kayıt içinden 1 ile 1 arasını görmektesiniz |