Halâ Tasarım Aşamasında !
.com
Türkçe, Delphi ve SQL konusundaki deneyimler, örnek kodlar, eleştiri ve düşünceler...

Aklın yolu bir...

25 Eylül 2006 Pazartesi
Uğur Parlayan

Genelde insanlar bencildir ve bunun kendilerine ne kadar çok zarar verdiğini pek görmek istemezler, daha çok bundan kaçarlar. “Sadece ben”, “sadece benim”, “sadece benim gibi” düşünen, davranan ve hareket eden insanlar kendilerine karşı bir “öteki” 'ni yarattıklarının farkında değil. Toplumlar da öyle… Oysa asıl başarı ve üstünlük uzlaşmak ve uyumlu olmaktan geçiyor.

 

Cumhuriyetin kurulduğu ilk zamanlarda bir “milliyetçilik” anlayışı ve akımı vardı fakat tanımı bugünkü gibi değildi. O zamanlar “milliyetçilik kavramı” na “ne olursan ol gel” felsefesiyle bakılıyordu ve bu dışlayan değil bütünleyen, bütünleştiren, bizlere birbirimizi daha çok “yaklaştıran” bir anlayıştı. Bu anlayış ve bakış açısı sayesinde Türkçe, bu topraklarda yaşayan “herkese öğretilebiliyordu”. Cumhuriyetin ilk yıllarında yahudiler bile Türkçe öğrenmek için kendi aralarında yarış halindeydi. 1980'lerin başına kadar da bu böyle gitti.

 

Şimdiki milliyetçilik ise o zamanların milliyetçiliğinden çok daha farklı bir mecraya kaydı. Bugünkü milliyetçilik anlayışına hakim olan görüş “bendensen gel, değilsen git” biçimine büründü. Aslında bu bakış açısı dünyayı izleyen, tarihle haşır-neşir olan insanlara pek yabancı olmayan bir kavram. Bu kavramın sonuçlarını italyan faşizminde ve alman nazizminde görmek mümkün. Her ikisi de ölmüş olan düşünce ve bakış açıları durumuna geldi. O nedenle (adını da koyalım, “etnik milliyetçilik”) “bendensen gel, değilsen git” anlayışının sonunun nereye varacağı zaten bilinen bir gerçek. Getireceği tek şey yıkım ve kıyım…

 

Türkçe açısından “etnik milliyetçilik” hangi tarafta olursanız olun “zararlı”. Çünkü “etnik milliyetçilik” temelde bencil olmayı ve kabul etmiyorsan dışlanacağını telkin eder. “etnik milliyetçilik” diğerleriyle birlikte paylaşmayı, bir arada var olmayı, birlikte hareket etmeyi önemsemez. Mutlak gücün kendisinde olduğunu sanır. Böyle bir bakış açısıyla sizin dışınızdakilere Türkçeyi öğretemezsiniz, o nedenle Türkçe için böyle bir istek de duymazsınız.

 

“Gâvur oyunu” da asıl bu noktada ortaya çıkıyor.

 

Halbuki kültürünüzü var edebilmeniz, yaşatabilmeniz için ilk önce dilinize ihtiyacınız var. Yani dilinizi ne kadar çok insana öğretir ve öğrenmelerini teşfik ederseniz sizin kültürünüz, sizin düşünce yapınız, adetleriniz, örf ve gelenekleriniz de o kadar uzun süre yaşar. O nedenle Türkçeciler dışlayıcı değil kapsayıcı olmalı.

 

Bu açıdan bakıldığında şu soruyu Türkçeciler olarak kendimize sormalıyız “etnik milliyetçilik ile Türkçe nereye kadar gider?” Bu sorunun benzerlerini “kendisini diğeri olarak zannedenler” de sormalılar…

Hatırlatma

Bu sayfa test aşamasında olup deneysel veriler içermektedir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Cıvıltılar

  • Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir
  • Beleş malın ömrü kısa olur
  • Bütün mucitler tembel olsaydı cilalıtaş devrine yeni girmiştik...
  • Çaresizlik insana icat yaptırır...
  • Yüzyılın Soykırımı
  • Sparkfun elektronik 7 Ocak 2010'da 1000 kişiye 100$ değerinde hediye dağıtacakmış...
  • Muharrem Ankara'da işbaşı yaptı, kendisine başarılı ve müreffeh bir iş hayatı diliyoruz :)
  • Erhan'a da huzurlu ve mutlu bir ömür diliyoruz.
  • MikroPascal'ın LCD kütüphanesinde ne tür bir sorun olabilir AÇAPAAAA! Nerede bu kodlar, nerede bu kaynak kodlar !!!

Sayfa Seç

1
Toplam 1 sayfa var. Siz 1. sayfadasınız ve 1 kayıt içinden 1 ile 1 arasını görmektesiniz

Yazı Miktarı

Bu sayfada kaç adet yazı görmek istiyorsunuz? Aşağıdakilerden birini seçiniz
1 2 3 5 10 15 20 30 50 75 100 200 300