Halâ Tasarım Aşamasında !
.com
Türkçe, Delphi ve SQL konusundaki deneyimler, örnek kodlar, eleştiri ve düşünceler...

Tahmin

05 Ekim 2006 Perşembe
Uğur Parlayan

Türkiye'nin en az 3'te biri, gece yatağa yatarken kafasındaki sorunlara çözüm aramakla meşguldür.

Eğer birşeyleri korumakla yükümlü olduğunuz bir konumda iseniz düşündüğünüz şey genelde çözüm değil sorun aramak üzerine olur. Bu konumdaki insanlar için aslında durum hem kolay hem de zordur. En çetrefilli sorunların bile basit çözümleri bulunur ve çoğunluğun desteğini kazanmakta zorlanmazsınız. Örneğin, toplumun büyük bir kısmı düşmanlarla göğüs göğüse çarpışmaktan yanadır. İdareciler ise alışık olunmayan bir yol izlediklerinde toplum tarafından eleştiriye maruz kalırlar. Herşeye rağmen, yaptıklarının yanlış olup olmadığı en sonunda günyüzüne çıkar. Sonuca ulaşıldığında ise şöyle bir kural devreye girer; “Sonuçta, vardığınız yer hüsranla doluysa izlediğiniz politika yanlış, başarılarla dolu ve galip gelen tarafsanız politikanız doğrudur”

“Bir oluşumun hedefi nedir?” ya da “ne olmalıdır” sorularının bir çok yanıtı bulunabilir. Tek bir cümleye sığdırmak gerekirse sanırım şu tür bir cümle işimizi görür; “İnsanlar yer aldıkları oluşumun benzerlerine oranla daha güçlü ve zengin, kendilerinin de ön saflarda olmasını isterler”.

Sorun, bu hedefe “nasıl ulaşılacağı” dır.

İnsanların karar verirken izledikleri yol ve karar alma yöntemleri onların, hedeflerine ulaşıp ulaşamayacakları ile ilgili belirleyici bir etkiye sahiptir. Eğer insanlar, konu ile “ilgili çevrelerin tamamını bir bütün olarak algılıyor ve yapacaklarını da bu algı çerçevesinde belirliyorlarsa” doğru bir yol izliyorlardır. Bu yaklaşım, çözümlerin ne şekilde geliştirilmesi gerektiğine yardımcı olma niteliğindedir.

Önümüzdeki günlerde siyasetin gündemdeki ağırlığını fazlasıyla hissettireceği bir döneme giriyoruz. Mumlu perdenin at koşturanları yerel ve milli değerleri egemen kılmaya çalışacaklarını ifade ettikleri söylemlerde bulunacaklar gibi gözüküyor.

Ülkeye hiç bir faydasının olmadığı bilindiği halde bir çok taraflı haberin cirit atacağı ve belki de bir çok skandalın patlak vereceği bu dönemi doğru anlamak adına bu haber yığınının içinde kaybolmadan tarafları ve ne yapacaklarını doğru değerlendirmek gerekir.

Terör nedeniyle ulusal değerlerin, küresel değerlerin önüne geçmesi gerekir bu nedenle terör ve buna bağlı olarak ulusalcı tepki doğal olarak güçlenecektir.

Hükümetin söylemleri içe dönüktü fakat dışarıya da yansımaları oluyordu. Bununla birlikte hükümet, küresel ekonomi ile birlikte hareket etmek istediğini her fırsatta belli etmiş ve bununla ilgili ekonomik ve siyasi adımları atmıştı.

Hükümetin gerici bir tavır içinde olduğu ile ilgili görüş pek gerçekçi değil çünkü küresel ekonomi ile hareket etmek demek aynı zamanda o küresel ekonominin yanında taşıdığı bazı “değerleri de peşinen kabul etmek demektir”. Küresel değerleri dışlamak için bazı kilit sektörlere “kilit” vurmak gerekir ki bunların arasında ihracat ağırlıklı sektörler ve turizm örnek olarak verilebilir. Bu sektörlerden de vazgeçemeyeceğimize göre hem gerici hem de küresel değerlerin yan yana olması pek mümkün gözükmüyor.

Başbakanın Türk Dünyası kurultayını himayesine alması, kurultayda Türkçe konuşan devletler birliği kurmayı teklif etmesi, Türkçe olimpiyatlarının meclis tarafından himaye altına alınması gibi bazı etkinlikleri de bu çerçevede değerlendirilebilir.

Böyle bir ortamda Türkçecilerin yapacak çok işi var gibi gözüküyor. Eğer oluşumunuz ülkede “belirleyici” bir konumda değil ise aynı kulvarda olduğunuz ve sizden daha büyük olanların ne yapacaklarına kulak vermeli ve adımlarınızı da ona göre atmalısınız. İzlenecek olan yol, aynı zamanda ülkenin bundan sonraki kaderini etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Türkçecilerin izleyeceği yol şu sorulara yanıt verecek nitelikte olmalı:

  1. Türkçenin yurtiçindeki bu yükselişi “küresel bir boyut” kazanabilecek mi?
  2. Türkiyeyi idare edenler Türkçe konusunda küresel etkilerle baş edebilecekler mi?
  3. Türkiyeyi idare edenler, temelde birey kaynaklı olmasına rağmen Türkçe konusundaki yozlaşmanın televizyonlar aracılığıyla toplumun tüm kesimlerine bulaşmasına engel olmak adına somut girişimlerde bulunabilecek mi?
  4. Devlet zaten Türkçeden yana olmak zorunda, peki ya cebi konumundaki ekonomik güç ile eli ayağı konumundaki bürokratik güç Türkçeden yana olacak mı?
  5. Seçim “geliyorum” diyor, peki ufuktaki seçimden Türkçeden yana bir oluşum çıkar mı?

Siyasetin ve belki de Türkçenin geleceğini bu soruların cevabı belirleyecek gibi gözüküyor…

Hatırlatma

Bu sayfa test aşamasında olup deneysel veriler içermektedir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Cıvıltılar

  • Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir
  • Beleş malın ömrü kısa olur
  • Bütün mucitler tembel olsaydı cilalıtaş devrine yeni girmiştik...
  • Çaresizlik insana icat yaptırır...
  • Yüzyılın Soykırımı
  • Sparkfun elektronik 7 Ocak 2010'da 1000 kişiye 100$ değerinde hediye dağıtacakmış...
  • Muharrem Ankara'da işbaşı yaptı, kendisine başarılı ve müreffeh bir iş hayatı diliyoruz :)
  • Erhan'a da huzurlu ve mutlu bir ömür diliyoruz.
  • MikroPascal'ın LCD kütüphanesinde ne tür bir sorun olabilir AÇAPAAAA! Nerede bu kodlar, nerede bu kaynak kodlar !!!

Sayfa Seç

1
Toplam 1 sayfa var. Siz 1. sayfadasınız ve 1 kayıt içinden 1 ile 1 arasını görmektesiniz

Yazı Miktarı

Bu sayfada kaç adet yazı görmek istiyorsunuz? Aşağıdakilerden birini seçiniz
1 2 3 5 10 15 20 30 50 75 100 200 300